17 Ekim 2008 Cuma

095 Çantaaaa




Joshua Davis is a New York based artist, designer, and technologist producing both public and private work for companies, collectors, and institutions.

For years, Miquelrius has been working with prestigious creators such as fashion designer Antonio Miro, designer Agatha Ruiz de la Prada, fashion Illustrator Jordi Labanda, the drawings of Kukuxumusu, creative group Divinas Palabras and designers DCK. This Fall 2008, Joshua Davis is proud to join the Miquelrius family with a line of bags and paper goods. Pre-order

Kendi sitesinden aynen kopypeyz yaptığım bu çalışmada, diyorum ki pembe olanı sevmedim ama diğerleri iyi gözüküyo aynen böyle bişiylere ihtiyacım var ama tam olarak böyle değil, değerli, bitanem, gözbebeğim bilgisayarımı taşımak için ki kendisine kıyamadığım için dışarı çıkmasına izin vermiyorum. Ama artık onun da dış dünyayı görmesi gerektiğini düşünerek buna benzer bişiyler almayı düşünüyorum. Uzun mu konuştum. Sevgiler

16 Ekim 2008 Perşembe

094 Tafşan kadın





Kadın kendini tafşan sanıyo, üzüldüm. Bu bi hastalık sanırım. Tafşanlar mı beslemiş acaba, neyse güzel olmuş ama. Yazıktır Fifi Lapin'i sev.

093 Bu akşam



Annem demin dediki:"Bu gece felekten bi gece çalalım". Ne diyceğimi bilemedim. "Çalalım tabi."Operaya gidiyoruz ne kadar felekten olucak bu iş anlamadım. Önce dışarda akşam yemeği sonrası Süreyya'ya doğru kısa bir yürüyüş. Çıkışta Trip'e mi götürsem acaba diye bi düşündüm kahve fln içeriz.

092 Reklam hadisesi



1986 Ajda Pekkan & Zeki Müren

İki celebrity, ikiside birbirinden celebrity, logoyu da büyüttük. Bence gayet başarılı.

*Bu arada bunu babam gönderdi, babamı çok sevdiğimi söylemişmiydim.

14 Ekim 2008 Salı

091 Geçmiş şeker bayramı








Şeker bayramının ilk gününde adaya giderken çektim bunlar aslında daha çok gezip daha çok çekmem gerekiyodu ama olmadı yapamadım. Bayramları seviyorum, bayramlarda sokakta dolaşmayı ve insanları izlemeyi seviyorum. Sokaklarda her zaman görmeye alışık olmadığımız insanları görmeyi ve onların özenle giyilmiş kıyafetlerini izlemeyi, kendimce yorumlamayı seviyorum. Bayram günü sokaklarda, genelde küçük çocuklu aileler ve muhtelemelen İstanbul'da oturan fakat normal günlerde meydanlara inmeyen 5li 6li grupta genç erkekler ve kızlar geziyo. Kızlar biraz azınlıkta bunu söylemeliyim. Erkek grupları o kadar çok oluyo ki hangisine bakıcağını şaşırıyo insan, deli divane gibi ortalarda gezip şakalaşıyolar, birazda korkutuyolar çünkü ortamın efendisi hissediyolar kendilerini.


Geçmiş şeker bayramınız kutlu olsun efendim. Bu arada bayramda bayramlaşırken insanların özellikle birbirine "Şeker bayramın kutlu olsun." demesi güzeldi.
Hala bayram likörümü içemedim, içimde kaldı.

090 Neler oluyor?



Az önce postacı 30cmx40cm boyutlarındaki bu hayvani kitabı getirdi. Zarfı açıp lacivert(kötü bi lacivert), kadife cismi görünce yine bizim bölümün doğum günü kutlamalarından* biri sandım ki hiç değilmiş. Bi aptal oldum an itibariyle ve kuşkuya düştüm ben iki sene önce mezun olmamış mıydım yoksa geçen sene miydi o? Hiç bilemiyorum belki dündür belki de dünden daha yakın.

*Her sene doğum günümde bölüm başkanı imzalı bi kutlama şeysi gelir ki o da hayvani boyutlardadır.

13 Ekim 2008 Pazartesi

089 Wonder Showzen





Wonder Showzen
is an absurdist comedy/variety show, featuring a team of puppets, kids, cartoons, old educational films, racial humor, vicious satire, biting social commentary, and cursing.

Mükemmel bi program, diycek bişi bulamıyorum haftasonu sanırım bi beş bölüm izlemişimdir."Patience" adlı bölümü özellikle tavsiye ediyorum, bünyelere çok faydalı. Onu da burdan izleyebilirsin sevgili patates. Şimdi bütün bölümleri emicem sonra gelsin kahkaha dolu saatler. Allahım ne kadar mutluyum. hahahaaaa bu işte bi gariplik var

10 Ekim 2008 Cuma

088 Kurabiye Canavarı



Kurabiye canavarını eve alıp beslemek istiyorum. Ona her gün binlerce kurabiye yapıcam. Bu arada müzikalleri neden sevdiğimi anladım. Ayrıca Varyemez Amca'yı ve Darkwing Duck'u da Trt1'de yeniden izlemek istiyorum.


8 Ekim 2008 Çarşamba

087 30 Reasons



Artist

Frank Chimero

www.frankchimero.com



30 graphic designers present 30 Reasons to vote for Barack Obama.

"30 Reasons is a 30-day email and internet campaign to encourage people to vote for Barack Obama. Our goal is simple: Use design to build a logical, multi-faceted argument for Obama and make it easy to share each reason with another person.

We enlisted 30 graphic designers to create a poster that represents a reason to vote for Obama. Starting on the October 5th, we will post a new poster online every day and email it to our list. Recipients can easily share the email with other supporters and friends who are undecided."

7 Ekim 2008 Salı

086 Derya Baykal hangi kafada?



Evet bilgisayar karşısında otururken Derya Baykal'ı izliyorum, kendisini çok seviyorum. Bence mükemmel bi insan, onun gibi olmak istiyorum. Merak ediyorum acaba bu kafaya ulaşmak için ne kullanıyo?

Az önce programında küpedanlık diye bişi yaptı, çok acayipti. Sonra dediki:"Bu yaptığımız paspasa basmıyorum, yanında geçiyoruz." Sonra çok önemli bir açıklamada bulundu " Ben de dayanakcak bir kasnak istiyorum."

6 Ekim 2008 Pazartesi

085 Future Fiction

1939

1951

1952
Future fiction cover art by J.W. Scott, Frank R. Paul, Hannes Bok, Virgil Finlay,
Alex Schomburg, Erle Bergey, Milton Luros, Peter Poulton & Leo Morey


Gelecekte bir gün gelecek.

084 Tortor en çok kimi seviyo!



Herkes en çok beni sevsin isterim. Fazla söze gerek yok, Tortor'u da ağlarıma düşürdüm.

4 Ekim 2008 Cumartesi

083 Tortor'dayım.


Dört gündür bayram tatili nedeniyle yalnız kalan Tortor'dayım. Ben hiç bi zaman kedi sever bi insan olmadım takii onunla tanışana kadar. Dört günlük birlikteliğimiz boyunca beni hiç yalnız bırakmadı. Tv izlerken geldi kucağıma oturdu, durmadan tortorladı, miyavladı bişiyler anlatmaya çalıştı ben anlamadım, söylediklerine bi mana veremedim suyu da vardı yemeği de. Ama yine her seferinde miyavlayıp peşimde dolaşmaya devam etti, bende uzun süredir yalnız kalmanın yalnızlığıyla benimle konuşan birini bulduğum için sevindim. Televizyonla yada laptopla değilde onunla konuştum, hiç yorum yapmadan dinledi dinledi. Sonra tam onu sevmeye karar vermişken, parmağımı kaptı. Öyle böyle bi kapma değil, deli gibi kanlar süzüldü kolumdan, ağladım küfrettim ama o hiç sallamadı beni, yine yanıma gelip tortorlamaya başladı. Bende kıyamadım iyidir Tortor'dur candır dedim, onu üzmek istemedim. Sonra yine ısırdı, yatağımdan kovdum, yine geldi sanki hiçbişey olmamış gibi. Şimdi yanıbaşımda oturuyo bana bakıyo. Ben onu seviyorum ama uzaktan, artık ona sevgimi göstermek istemiyorum korkuyorum ısırıcak diye. Ondan uzak durmaya çalıştıkça peşimden geliyo. Oysa adam olsa, tüy dökmese, ısırmasa, terso yapmasa mükemmel bi ilişkimiz olucak.

1 Ekim 2008 Çarşamba

082 Su maymunuyum.


Bugün bayramın ikinci günü sevgili patates. Beni bi tek sen anladığın için sana yazıyorum. İsmini vermek istemeyen bi arkadaşımla konuştum demin msnde. En sevdiğim şey olan hava atmak (kıl etmek için sinir etmek için... için için...), adada olduğumu birazdan denize gideceğimi söyledim ki kendisi Antalya'da bilmemkaç yıldızlı bi otelde aile boyu tatil yapmaktaymış. Havuz ve deniz arasında kararsız kalmış bide su kaydırağı varmış kocaman ondan da kayabilirmiş. Su kaydırağını duyduğum anda yıkıldım. Ben hayatımda hiç su kaydırağından kaymadım sevgili patates. Ben her yaz havalar ısınınca su kaydırağından kaymak isterim. Küçükken bi kere annemle Bodrumdaki o sulu yere gidicektik ama çok kalabalıkmış diye gitmedik, çok içimde kaldı. Hem Kaş'taki evin (teyzemin evi) yanında Aquapark var senelerdir her yaz Kaş'a giderim orda kalırım aquapark sakinlerinin iğrenç animasonlarını dinlemek zorunda kalırım, o eskimiş su kaydırağını görürüm, her seferinde gidicem o kaydıraktan kayıcam derim ama hiç yapmadım, yapamadım. O kalabalığı gördükçe uzaklaşıyorum, boş olsun istiyorum kimse olmasın istiyorum. Yazlık mekanlarda kalabalık sevmem ben, sakinlik isterim patatesim. Rahat rahat yüzemiyceksek, kaydıraktan kayamıycaksak ne anlarım ben o tatilden. Sonuç olarak diyorum ki, su kaydırağından kaymak istiyorum ben, bi kere değil yüz kere bin kere ama büyüdükçe korkmaya başladım galiba yada benimle birlikte kaydıraktan kayıcak arkadaşım yok sanırım,tek başıma sıkılırım çünkü.