7 Eylül 2008 Pazar

056 Korkuyorum



Cumartesi gecesi Trip'te uyumaya başladığımı anlayınca çıkıp eve geldim. Milkshake üzeri rakı içince bünye uyku yaptı sanırsam. Hem çiğ köfte yiycez umutlarıyla gittiğimiz çiğköftecinin "kalmadı kapatıyorum abla" demesi gecemi o anda bitirmişti zaten. Tvyi açtım sesini kıstım, bi görüntü olunca evde hareket oluyo. Müzik dinleyip internette bilinçsizce gezerken sizle karşılaştım ve korkmaya başladım. Uykum kaçtı. Bu arada tek başına korku filmi izleme kafası büyük yanlışmış geçen gün bi kez daha fark ettim. Rezzan Kiraz'a soruyorum, ne biçim bi insanım ben?

055 Biraz Müzik.

Malın iyisi (+18)
"Ooo malın iyisini biliyorsun... bende aradıklarının fazlasını bulucaksın...."
900'lu hatlar kolaj. burdan dinle.


900'lü hatlar derken, iyiki bizde 911 diye bi numara yok. Nine eleven'ın 911 le bi alakası var mı peki? Yoksa bunu seneler önce tartışmış mıydık, cevabını biliyo muyuz benim daha yeni aklıma geldi de. Biraz low memory.

054 "Ben ne anlarım kırbaçtan!"


Fatih Ürek, Ergenekon iddianamesi için yer alan belgelerde isminin birçok ünlüyle beraber ‘azılı işkenceci’ olarak geçmesi yönündeki iddiaları, tatilde olduğu Bodrum’da yanıtladı.
"Bana yönelik iddiaları öğrendiğimde evdeydim ve çok gülesim geldi. İki gün şaşırdım ne oluyor diye? İddialı bir şekilde nasıl işkence yapıyormuşuz? Ben de merak ediyorum. Benimle birlikte birçok sanatçının adı geçiyor. Bu rezillikten başka bir şey değil. Sanatçı arkadaşlarla toplu bir hareket yapılırsa ben de katılırım. Bunlar hayal mahsulü şeyler. Buna devlet büyükleri bile çok gülüyordur. Ergenekon olayının daha ne olduğunu anlamış değilim. Anlamak da istemiyorum. Çünkü ne diyeceğimi de bilemiyorum. Kısaca saçma sapan bir şey. Ergenekon’da ismi geçenlerin hiçbirini tanımıyorum. Benim ne işim olur öyle şeylerle? Sahneme çıkar, insanları eğlendiririm. Ben ne anlarım kırbaçtan."
ayrıntı

2 Eylül 2008 Salı

053 Welcome to Tayyipland


052 Moda İskelesi alkol yasağına karşı!


Alkolsüz yaşamak istemeyenler için, the Reef topuk kısmında içki bölmesi olan sandalet üretmiş. Yani artık alkol satışı yapılmayan "Halka Açık" yerlere, çantamız aranmasına rağmen içki sokabileceğimiz için ne kadar sevindim anlatamam. Yanlız düşünüyorum da o sandalet kaç ml içki alır? Bize yüksek ökçelilerinden yapsınlar apatman topuklu olanlardan. Boyumuz 20 cm uzasın en azından ne içtiğimizi anlayalım. Bu ne abi hiç yapma daha iyi. Küçücük sandaletten ne içicem, bide ona 45$ vermek ayrı bi kafa. Ayrıntı

051 Dövmede son nokta!


Toronto'lu bi kafa nasıl bi kafaysa artık dünyanın ilk göz dövmesini de yaptırmış. Gözünün beyazını 40 iğne darbesiyle maviye boyatmış. Ne diyim hayırlı olsun. Devamı

27 Ağustos 2008 Çarşamba

050 Midye Dolma

Geçen gün "aaa hayatında hiç midye dolma yemedin mi?" sorularından sıkılıp ve merakıma yenik düşüp hayatımın ilk on midye dolmasını yedim, hayırlara vesile olsun.


Midye Dolma ile ilgili diğer önemli haberler:



İYİ ZABITA İNSANI FABRİKATÖR YAPAR!
18 yıl midye dolması satan ve sürekli zabıtaya yakalanan İbrahim Ak'ın canına tak etti. Midye dolma üretim tesisi kuran taze girişimci, ayda 3 bin YTL vergi verecek duruma geldi. Artık Avrupa'dan gelen siparişleri bile karşılıyor...


Her gün Turgut Özal'dayım. Ya sen?


Zabıta 400 kilo midye dolmaya el koydu!
Ankara Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, sağlıksız koşullarda taşınan 400 kilogram midye dolmasına el koydu.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

049 Superman




1939'dan bi Superman hikayesi. Tamamı burda.

L- Ama ama seni bi daha ne zaman görcem?
S- Kim bilir. Belki yarın, belki de hiç!

048 Marcel Duchamp Returns to New York City

Vanity Fair, September 1915

Marcel Duchamp, Nude Descending a Staircase No. 2 (1912), Oil on canvas

24 Ağustos 2008 Pazar

047 Beijing 2008'i de kapattık



Az önce Beijing 2008 olimpiyatlarının kapanış törenini de izledikten sonra iyice bi hüzünlendim. Artık ne izliycektim. Trip'te barda otururken yine cnbc-e ekranlarına geri dönücek ve alt yazıları okumakta yine zorluk çekicektim.





Bi kaç gündür yaptığımız olimpiyat geyiklerinden sonra fark ettimki kadınlarla ilgili hiçbir yarışı izlememişim, bu bir tesadüfmüydü yoksa kadınları izlemek sıkıcı mı geliyordu yoksa neydi neden hep yüzme yarışlarını, sutopu maçlarını, koşuları, atlama hoplama zıplamalıları izledim. Dün akşam ki doğum günü kutlamalarım sırasında Şule Sarıkoç'la saatlerce neden erkeklerin su balesi yapmadıklarını merak ettik durduk. Oysa normal bale yapıyolar, su balesi çok mu gey oluyordu? Yoksa gizliden gizliye yapıyolar da bizim mi haberimiz yoktu. Sonra Moda'ya doğru bi göktaşı düştü saat 03:30am civarıydı. Olmayan bulutları bişiylere benzetmeye çalışırken buldum kendimi, ilkokulumun karşısındaki bi Terasta. Sırayla sızdık, dün gece kafamda yeşil afro perukla içtiğim o garip şey neydi tekilalı archersli ve baileysli shotlar. Harikaydı. Sabah eve girerken o yeşil peruğu takmayı düşündüm ki bizim site bekçileri benim ne olduğum hakkında iyice kafayı yesinler diye ama sonra ondan da vazgeçtim. Zira saçlarımı sitenin girişindeki erkek berberine kestirmem bile bi kıl ediyodu yan taraftaki kuaförü. Bizim bakkalın geçen gün dayanamayıp bana, "Sen napıyosun yaa?" demesinden sonra iyice bi eğlenmeye başladım Acıbadem'deki evime her gelişimde.

20 Ağustos 2008 Çarşamba

046 Çok Yalnızım


Nükhet Duru Saba Tümer'e "Yalnızım." dedi. Nükhet abla bende çok yalnızım ya. Sen de Trip'e gel Trip'te herkes çok yalnız.

not: "Çok yalnızım." bir Mete Avunduk sözü. Trip'te yılların geyiği. Bir selamlaşma şekli.

19 Ağustos 2008 Salı

045 iScribble



Bilgisayar başında nasıl sabahlanır, hemde hiç işin yokken? Genelde ordan oraya gezip yada sitelerden sıkılıp sadece müzik dinlerken buluyorum kendimi. Monitöre boşboş bakıp müzik dinlemek için ya bilgisayar başında oturuyorum ya da dans ediyorum tek başıma deli gibi. Dün gece ise yine msn muhabbeti sırasında Emre Özbay'la, gönderdiği iScribble'a girdik. iScribble online çizim ve chat sitesi, dünya üzerinden siteye giriş yapan kullanıcılar o anda seçtikleri odada aynı anda, belirlenen alanda çizim yapabiliyorlar. Bu kısa önbilgiden sonra kendi macerama geçelim. Emre'yle birlikte Deviantart odasına girdik. Odada 6-7 kişi acayip çizimler yapmışlar ben ise aptal aptal bakıp arayüzü anlamaya çalışıyodum ki, çizdiklerini silen birini gördüm. Zira bütün alanı doldurmuşlar çizim yapacak alan yoktu ve gidip ilk gördüğüm Clear tuşuna bastım. Ve şimdiye kadar heriflerin yaptığı bütün çizimleri bir anda silmiş oldum. O sırada ben daha ne olduğunu anlamamışken şahsıma gelen küfürleri fark edip utanmadan bide cevap yazınca ve odadaki herkes odayı terketti. Değişik güzel bir deneyimdi. Diyeceğim şu dur ki "Clear" tuşuna basmayın.




Sonra Emrey'le yeni açtığımız odada kendi kendimize bişiyler çizmeye çalıştık. Değişik bi site bi girin görün derim. Fazla da takılmayın gerek yok.

15 Ağustos 2008 Cuma

044 Half Man Half Tree



Exclusive deep in wilds of Indonesia sits Dede, a man whose body is a mass of gnarled root-like growths. With his rootlike feet and gnarled hands, he is known as "The Tree Man".

Living in a remote village in the wilderness of Indonesia, 36-year-old father-of-two Dede has stunned medical experts. Most of his body is covered in growths which have become so large and thick they look like twisted tree roots growing out of his skin. More...

13 Ağustos 2008 Çarşamba

043 Alexander Artemev



Dün gece 2008 Pekin Olimpiyatlarını izlerken kulplu beygirin ne kadar sıkıcı olduğunu düşünüyodum ve birden Alexander Artemev'in performansını görünce kendimden geçtim. Olimpiyatlardaki performansı youtube'dan izlenebiliyo. Bu izlediğimiz ise 2008 Pacific Rim'deki performansı.

Artemev became the first U.S. World pommel horse medalist since Kurt Thomas in 1979 when he finished third at the 2006 World Championships. He won the U.S. All-Around title at the Visa Championships, marking his full return to the sport after surgery in the summer of 2005. Artemev is the only child of Vladimir and Svetlana Artemev, who are both gymnastics coaches. His father, Vladimir, was a member of the Soviet National Team (1977-1987) and was the USSR national all-around champion in 1984. His mother, Svetlana, is a former rhythmic gymnast. Alexander, whose nickname is Sasha, moved to the United States in 1994 and earned his U.S. citizenship in December 2002.